Belgelerim

"Tahminimce yine o anda bütün dini duygularım da uçup gitti. Bir daha hiçbir zaman Tanrı'nın varlığına ilişkin oyalayıcı mantık yürütmelere girişmedim, belki de sonradan Devamı

Söyleşi: Ahmet Büke

  Çok sevdiğimiz Ahmet Büke ile bir söyleşi yaptık. Lafı uzatmadan sizi söyleşi ile baş başa bırakıyoruz. Birkaç yıldır "Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi" adı altında on8blog'ta yazmaktasınız. Devamı

Tatar Çölü

Yazgı ne kadar gerçektir? Gerçekten dünyada şu ana kadar yaşamış o kadar insan belirli bir senaryoya bağlı kalarak mı yaşadı? Yani kimse biraz daha Devamı

Son Zamanlarda Ne Okudum

Merhabalar. Düşündük de, belki böyle belirli aralıklarla toplu bir şeyler yazsak güzel duracak. Bir yerden başlayalım dedik; ilk de ben yazayım dedim. Bundan sonraki yazılarda Devamı

Keçi Dağı

Keçi Dağı, Alaska yerlisi bir ABD vatandaşı olan David Vann'ın 2013 yılında yayımlanan romanı. Türkçeye çevrilip ülkemizde yayımlanması ise 2014 yılının sonuna doğru, Eylül Devamı

Belgelerim

"Tahminimce yine o anda bütün dini duygularım da uçup gitti. Bir daha hiçbir zaman Tanrı'nın varlığına ilişkin oyalayıcı mantık yürütmelere girişmedim, belki de sonradan Devamı

DÜNYA EDEBİYATI

Godot’yu Beklerken

20047Aslında bu kitap hakkında herhangi bir şey yazmak mantıksız. Tiyatro metni sonuçta, içinde çok şeyler barındırsa da, zaten herkesin okumuş olması gerektiği -okumadıysanız diye yazıyorum- bir kitap. Neyse başlayalım.

Bugün size tanıtacağım kitap: Godot’yu Beklerken. Son basımını Kabalcı Yayınevi‘nden yapan bu cennet meyvesi kitap, Samuel Beckett yazımı, 5 karakterden oluşan bir tiyatro metni. Okunması 1 saat, anlanması -anlamaya çabalanması- bir ömür.

Kitabın size ne gibi felsefeler barındırdığını anlatmak yerine, bana göre -büyük ihtimal başkaları da düşünmüştür tabii de- neler anlattığından bahsetme çabası içersindeyim. Kaba etimle anlamış olabilirim, ama tabii ki bu sadece benim sorunum.

Şimdi şöyle bir şey var her şeyden önce, olay şu an yaşadığımız zamandan çok ama çok ötede geçmekte. Vladimir ile Estragon diye ana iki karakterimizin, “Godot” adında, aslında hiç gelmeyecek bir şeyi bekleyişini, bu sırada tanıştıkları(?) 2 kişiyle yaşadıklarından (???) falan bahsediyor. Bir de Godot’nun bugün gelmeyeceğini söyleyen bir çocuk var.

Vladimir: Eee, gidelim mi?

Estragon: Evet, gidelim

(kımıldamazlar.)

Aslında buradaki ana nokta bana göre Godot’nun kim olduğu değil de, ne olduğu. Her insan kafasında bir Godot yaratır, herkesin bir popisi olduğu gibi Godot’su da vardır. Bu Godot herhangi bir şey olabilir -yaşam amacınız, karşı cinsten güzel veya yakışıklı bir insan, bir kedi, hatta ve hatta karpuzlu bir sakız, ve tabii ki de bir tabak güzel bir piyaz olabilir.-  Burada aslında, Vladimir ve Estragon’un kendi Godot’ları olan şeyi beklemelerine falan tanıklık ediyoruz. Bir ağaç, bir taş, bir çift bot vesaire.

Bana göre en mantıklısı tabii ki de Godot’ya gitmek. Godot’nuz Barış Bıçakçı falan da olabilir, ona gidemezsiniz tabii ki ama, Godot’nuza ulaşmak için çalışabilirsiniz. Çaba sarf edebilirsiniz.  Edin de zaten.- Güzin Abla mode on- godot-2

Sonuç olarak, bu kitap aslında bir beklemeyi, bir yorgunluğu falan anlatıyor. Okuyun, candır. Okumazsanız ben bir şey kaybetmem ama siz kaybedersiniz. Bir de Godot’nuzu bulun. Gidin ona. Godot’nuz tek değil. Her şey Godot olabilir. Beklemeyin, gidin.

Puan verecek halim yok, yazıdan da bayağı bir yüksek olduğunu sanırım fark ettiniz. Yaakşamlar.

Mehmet Erhan Üras

Not: Kitabı sakin kafayla okuyun. Ben bir şey demedim. Aslında yazmadım da, belki de yazmışımdır, yazdık da yazmadık mı dedik? Bunlar bir tak- bu böyle gider.

Pozzo: (durur). Yine de insansınız. (Gözlüğünü takar.) Görünüşe bakılırsa… (Gözlüğünü çıkarır.) Benimle aynı türden birileri. (Korkunç bir kahkaha atar.) Pozzo’yla aynı türden! Tanrı’nın suretinden yaratılmış olan türden!

Tarih Yazar Mehmet Erhan Üras in DÜNYA EDEBİYATI, FELSEFE, KİTAP Yorum Yap

Duvar

EROSTRATEİlk tanıtacağım kitap, 20. yüzyıl düşünürlerinden Fransız romancı Jean Paul Sartre’ın başarılı yapıtlarından Duvar’dır. Bu kitabında Sartre, uzun hikayelerini bir araya getirmiş. İspanya iç savaşı günlerini anlattığı Duvar ve üç hikaye daha var : Oda, Erastrate, Yakınlık. Yazar Duvar’da insanın davasına karşı tutumu ve karşı koyuş için giriştiği psikolojik mücadeleyi, onun yanı sıra diğer üç hikayede de insanın varoluşsal seçimlerini cinsel ve psikolojik sapmaları ele alarak işlemiş.

Sartre varoluşçuluğunu ve onun yapıtlarını okumak isteyenlere önce Duvar’ı okumalarını tavsiye edebilirim. Özellikle Bulantı ve Varlık ve Hiçlik gibi Sartre denince akla gelen bu iki kitabı okumadan önce sağlam bir başlangıç olabilir.
Pablo İbbieta İspanya’da bir mücadelecidir. Falanjistler tarafından yakalanır ve sorgulanır. Ramon Gris’in yerini söylemesi halinde duvar önünde kurşuna dizilmekten kurtulacaktır. İbbieta alay etmek için onlara Gris’in mezarlıkta olduğunu söyler. Gris gerçekten mezarlıkta yakalanmış ve öldürülmüştür. İbbieta hayatta kalır ve olanları öğrendiğinde karmaşık bir psikolojiye sürüklenir.
Hikaye hayatın traji-komik kısmını anlatıyor aslında. İbbieta ölümüne sadece bir kaç saat kalmasına rağmen ölümü hala çok uzak gören biri. Ölümü düşünmek yerine onunla alay etmeyi yeğliyor. Ölümü ne kadar kuvvetli düşünürse yaşamı o derece anlamlı kılacak ama İbbieta’nın kafasında ki düşünce kesinlikle bu değil. Karakterimiz kendi seçimi yüzünden bu durumda olduğunu biliyor. İbbieta’nın kendisi öldükten sonraki devam edecek olan başka insanların hayatlarını pek önemsediği söylenemez. Hayatın ona gösterdiği şartlarda yaptığı seçimden rahatsızlık duymuyordu. Onun rahatsız olduğu nokta insanın kendi idealini gerçekleştirmesi gerekirken ona sunulan zoraki seçimlere karşı koyamıyor olmasıydı.
İnsan ölüme ne kadar kendini uzak hissetse de elbette bir bunalıma sürüklenecektir. Zaten karakterde hücresinde geçirdiği sürede diğer dava arkadaşlarını ve doktoru incelerken kendisinde ki değişiklikleri fark etmiştir. Eşyaları bulanık görmeye, sesleri boğuk duymaya başlar. Bulantı işte tam bu durumda kendisini belli etmeye başlar insanda.
Hikayede insanın seçimleri/tercihleri sayesinde belli bir noktaya geldiği asıl bölüm karakterin sorgulanması ve ona sunulan kurtuluş yolu. İbbieta dava arkadaşını kurtarmayı ya da kendisini feda etmeyi düşünmüyordu bana kalırsa. Onun amacı kendisine bu zorlama seçimi sunan Falanjistlerle alay etmekti. İnsanları düşünceleri ve idealleri için ölüme sürükleyen bu zihniyete karşı bir duruştu onunki. Karakter insanın idealist karşı koyuşunu ifade ediyor. İnsan seçimleri sayesinde bir karşı duruş sergileyebilirdi ve karakter de seçimini tamamen bütün bu olanlarla oyun oynamak için tasarlamıştı.
Duvar insanın yaşayışını mümkün kılan bir öğreti olup her gerçeğin her eylemin bir çevreyi, bir benliği etkilediğini ifade ediyor.

 İnsanın idealist bir karşı duruş sergilerken beklemediğin bir hayatı yaşamasıdır Duvar. Bir amaç uğruna kurşuna dizilmeyi beklerken, senden hayatını alanlarla oyun oynamak için yaptığın seçimde hayatın seninle oyun oynamasıdır. Ölüm ve yaşam arasında ki seçimde ve dava mı hayat mı seçiminde insanın varoluşu karşısında her olgunun anlamsızlaştığı bir hikaye.
Sartre kahramanın bakış açısıyla varoluşçu felsefede ki soruları çok iyi işlemiş ve bunu rastlantısal bir olayla sonlandırmıştır. İnsanın ölüme karşı yaşama tutunmasında olan mücadeleci tavrını, insanın bu tavrı sergilerken yaptığı seçimlerde ki  ahlaki boyutu işlemiş ve rastlantısal sonla insanın varoluşsal bunalımını, psikolojik çöküşünü ele alarak hikayeyi bitirmiştir.

Anıl Bartu Esen

Tarih Yazar degbek in FELSEFE, KİTAP Yorum Yap