Belgelerim

"Tahminimce yine o anda bütün dini duygularım da uçup gitti. Bir daha hiçbir zaman Tanrı'nın varlığına ilişkin oyalayıcı mantık yürütmelere girişmedim, belki de sonradan Devamı

Söyleşi: Ahmet Büke

  Çok sevdiğimiz Ahmet Büke ile bir söyleşi yaptık. Lafı uzatmadan sizi söyleşi ile baş başa bırakıyoruz. Birkaç yıldır "Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi" adı altında on8blog'ta yazmaktasınız. Devamı

Tatar Çölü

Yazgı ne kadar gerçektir? Gerçekten dünyada şu ana kadar yaşamış o kadar insan belirli bir senaryoya bağlı kalarak mı yaşadı? Yani kimse biraz daha Devamı

Son Zamanlarda Ne Okudum

Merhabalar. Düşündük de, belki böyle belirli aralıklarla toplu bir şeyler yazsak güzel duracak. Bir yerden başlayalım dedik; ilk de ben yazayım dedim. Bundan sonraki yazılarda Devamı

Keçi Dağı

Keçi Dağı, Alaska yerlisi bir ABD vatandaşı olan David Vann'ın 2013 yılında yayımlanan romanı. Türkçeye çevrilip ülkemizde yayımlanması ise 2014 yılının sonuna doğru, Eylül Devamı

Belgelerim

"Tahminimce yine o anda bütün dini duygularım da uçup gitti. Bir daha hiçbir zaman Tanrı'nın varlığına ilişkin oyalayıcı mantık yürütmelere girişmedim, belki de sonradan Devamı

Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra

GörselBugün tanıtacağım kitap : Bir Süre Yere Paralel Gittikten sonra.

Kitap İletişim Yayınları‘ndan 2008 yılında yayımlandı. Kitap, Barış Bıçakçı imzası taşıyor.

Bıçakçı okurları bilir, yazar sadece bize sadece bir olayı değil, Ankarayı da anlatır. Bir Ankara vardır, bir de Barış Bıçakçı Ankarası. Ve kitap bittiğinde içten gelen ve mutlu eden bir “oh!” İşte bu, vazgeçilmezdir.

“Ve ben bir adım atarak korkuluğa yaklaşacağım, saçlarımı balkondan aşağı sarkıtacağım, kendimi boşluğa bırakacağım. Yolda karşıma iyi niyetli biri çıkacak ve soracak olursa, aşağıdaki insanları gösterip, bir süre yere paralel gittikten sonra onlara anlayamayacakları şeyler anlattım diyeceğim. Öyle olsun.”

Yazarın sade ve okunası dili, şirin ama bir o kadar da tanıdık güzel bir kitap. Olay farklı, dil çok farklı ama yine de çok tanıdık. Yazar, dostluğu, aileyi ve aşkı mükemmel bir şekilde anlatmış. Hiç röportajı, resmi, mail adresi olmayan bu esrarengiz adam, mükemmel yazarlığıyla insanda büyük bir mutluluk yaratıyor.

Bu kitap okuduğum Barış Bıçakçı kitapları -hepsi- arasından beni en çok etkileyen oldu. Barış Bıçakçı edebiyatta çığır aça dursun, Bir Süre Yere Paralel Gittikten sonra Barış Bıçakçı okumaya başlamak için iyi bir tercih.

 “…yolun sonuna doğru haklı çıktı dostoyevski. ‘her şeyi fazlasıyla anlamak hastalıktır,’ demiş ya… ben de hastalandım işte.”

Puan: 9/10

Mehmet Erhan Üras.

 

Tarih Yazar Mehmet Erhan Üras in KİTAP, TÜRKÇE EDEBİYAT Yorum Yap

Zargana

ZARGANA

Bugün bahsedeceğimiz roman: Zarganazargana20121103003258

Kitabın ilk baskısı Mayıs 2002′de Doğan Kitap tarafından yayınlandı. Hakan GÜNDAY kaleminden hayat bulan kitap Zargana isimli karakterin gri hayatını anlatmaktadır.

“Kimsenin birbirine bakmadığı, yalan, ihanet, şiddet, tecavüz ve acımasızlıkla yoğrulmuş, yalnızca hayallerin göz göze geldiği bir hayattan intikam almanın en iyi yolu, yaşamaktır. Anlam aramak boşunadır ve her şeyin “hiç”e dönüşmesi gerekir.

Henüz on ikisinde Berlin’de dört kişinin tecavüzüne uğrayan Zargana, bu olaydan sonra kendini insan sınıfından sıyırır. Ne var ki insan olmaktan uzaklaşıp “hiç”e yaklaştıkça kendine döner, aşık olur. Parçalanmış benliğini onarmak için başkalarının oynadığı bir “hayat oyunu”nu sahnelemeye koyulur…” arka kapağı ile okuyucusuyla buluşmuştur.

Zargana’nın hikayesi Almanya’daki bir dövüş salonunda Koma ile tanışmasıyla başlar. Yaşar, yaş alır, nefes alır, ölüme yaklaşır ve Betty ile tanışır. Hemcinslerinin tecavüzünden sonra ilk defa bir kadına dokunur, onu hisseder. İnsanlığa yaklaşır. Duygularına inanmak ister.

Çocukluğu olumsuzluklarla geçen birinin yetişkinliği insanlık için olumsuzluk yaratır felsefesi hakim iken bir anda bir kadın belirir ve adam, insan olur.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Dünya üzerinde iki tür insan vardır: trafikte sarı ışığı görünce frene dokunanlar ve aynı sarı ışık karşısında gazı kökleyenler.. Cahil ile anarşist arasındaki fark tüy kadardır.. Cahil de geçmiştir sarıda anarşist de.” s.17-18

“Bir insan ya gitmek ister ya kalmak. Gidenler, üzüntüyü çarşaf yapıp üzerine yatar ve o çarşafın üzerinde bin bir zevk içinde hayatla sevişirler. Kalanlarsa vasat hayatlarını, bir ürünün taban ve tavan fiyatlarına benzeyen taban ve tavan duygular içinde yaşayarak yerleşik düzenin sokak lambaları haline gelir.” s. 53

“Zargana öğreniyordu. aşık olunanla yapılan şeyin hiçbir değerinin olmadığını yazıyordu zihnine silinmez bir mürekkeple. yapılan işlerin, gidilen yerlerin sadece aşık olunanın dışındaki insanlarla birlikteyken önemli olduğunu öğreniyordu. çünkü kendi dışındaki bir varlıktan sırf nefes alıyor diye zevk alınabildiğini görüyordu ilk kez. Betty hiçbir şey yapmasa bile sadece içine oksijen çekerek mutlu edebiliyordu Zargana’yı. bir de parklarda el ele yürümeleri gerekmezdi. hatta birbirlerine dokunmaları bile gereksizdi. sadece var olduklarını göstermeleri yeterdi aşkı yaşayabilmeleri için. Ama Betty, Zargana’ya kıyasla çok daha normal bir çocuktu.” s. 56

Puan 9/10

Merdiye Günaydın.

Tarih Yazar degbek in KİTAP, TÜRKÇE EDEBİYAT Yorum Yap

Bir Dersim Hikayesi

bir-dersim-hikayesi_326125-2D56-ADE2-ECCDBugün bahsedeceğim kitap: Bir Dersim Hikayesi.

9 Ocak, bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzre, Cemal Süreya’nın ölüm yıl dönümü.O gün aklıma düşen Cemal Süreya ve yaşadıkları üzerine bu kitabı tanıtmak istedim.  Cemal Süreya da Dersim Katliamı sonrası ailesiyle birlikte Bilecik’e sürüldü. Yani onun da bir Dersim hikayesi var…

Kitap Murathan Mungan’ın seçtiği 23 yazarın - Ahmet Büke, Yalçın Tosun, Ayhan Geçgin, Cemil Kavukçu, Behçet Çelik, Ayfer Tunç, Burhan Sönmez, Hatice Meryem, Şule Gürbüz, Hakan Günday, Ayşegül Çelik, Haydar Karataş, Murat Yalçın, Karin Karakaşlı, Murat Uyurkulak, Gaye Boralıoğlu, Sema Kaygusuz, Yavuz Ekinci, Seray Şahiner, Murat Özyaşar, Jaklin Çelik, Gönül Kıvılcım ve Barış Bıçakçı- öykülerini bulundurmakta. ve Metis Yayınları tarafından basıldı. Ön sözünde ise Murathan Mungan imzası bulunmakta. -Süt, Kan ve Kelimelerin Kemikleri- 

Buyurun, bence olayı ve  kitabın yazılış amacını çok iyi açıklayan ön sözden bir alıntı:

İyi edebiyat “özcü” değildir. Olguları öze, töze bağlamaz. Olup bitenler için bir ırkı, bir ulusu, bir halkı suçlamaz. Süreci belgeleyip anlamlandırır. Onun özü insani olandır. Bu nedenle elinizdeki kitabın bir edebiyat yapıtı olduğu unutulmamalıdır. Edebiyat kin tazelemek için değil, hafıza tazelemek için yapılır. İyi edebiyat insanlara gerçekleri algılama, hakikatleri üstlenme, sorumluluk alma, gerçeğe dayanma gücü kazandırmak ister. Kırımları, kıyımları, katliamları halklar yapmaz, zihniyetler yapar. Barbar olan iktidarlar ve onun kurumlarıdır. Sosyolojik kumaşı amaçlarını gerçekleştirmek için devletin ideolojik aygıtlarıyla dokumak, “iktidar olmanın” politikasıdır. Bu nedenle mücadele edilmesi gereken halklar, uluslar değil, zihniyetlerdir. İyi edebiyat  bunu bilir, bunu gösterir.

Kitap bütün olarak çok iyi ancak benim için öne çıkan isimler ise Burhan Sönmez, Karin Karakaşlı, Hakan Günday, Murat Uyurkulak ve Barış Bıçakçı.

Kitabın arka kapağı:

 “Onca uygarlığın kurulduğu, dağıldığı, el değiştirdiği; onca dilin, dinin, inancın, kültürün yaşadığı, çatıştığı, iç içe geçtiği zorlu bir coğrafya burası. Ve her geçen gün biraz daha öğreniyoruz bu topraklarda her inkârın ardında yakın ya da uzak tarihli bir toplu mezarın yattığını… Toprağa yalnızca ölülerin değil, hakikatlerin, dillerin, kültürlerin, kelimelerin gömüldüğünü…

“Kendisi farkında olsun ya da olmasın bu ülkede herkesin bir Dersim hikâyesi vardır.İlle de içinde olmaları gerekmez. Bazen bir ucunun kendisine değdiğini bile bilmeden yaşayıp gitmişlerdir. Ben de bu kitap için yazarlardan bunu istedim:
Bir Dersim hikâyesi anlatmalarını…”

Murathan Mungan

Puan: 8/10

Mehmet Erhan Üras.

 

Tarih Yazar Mehmet Erhan Üras in KİTAP, TÜRKÇE EDEBİYAT Yorum Yap

Baba, Oğul ve Kutsal Roman

Bugün bahsedeceğim roman: Baba, Oğul ve Kutsal Roman.
murat-gulsoy-un-baba-ogul-ve-kutsal-roman-i_2726_orijinal

Kitap 2012 yılının başlarında Can Yayınları tarafından yayımlandı. Murat Gülsoy imzalı kitap, konu ve anlatım açısından mükemmel bir şekilde işlenmiş.

Bir yazarın rüyalarını, köpeğiyle ve iki farklı kadınla yaşadığı ilişkiyi anlatan, bazen ise yazarın içinde yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Bazen konusuyla sizi iyice içine çeken, bir de dili ile tadından yenmeyince kitap iyice okunası bir hal alıyor.

Murat Gülsoy gibi bir mühendisin, “yap ama, hobi olarak yap.” olayını abarttığını diğer kitaplarında gördüğümüz gibi bu kitabında da rahatça görebiliriz. Konuyu işleyişi, olay örgüsünü mükemmel bir şekilde oturtması cabası. Dost’un deposunda tanıştığım bu mükemmel kitap, okunmayı kesinlikle hak ediyor. Bu kitabı okuduktan sonra Murat Gülsoy okumaya ısrarla devam edeceksiniz. 

Puan: 8/10

Mehmet Erhan Üras.

Tarih Yazar Mehmet Erhan Üras in KİTAP, TÜRKÇE EDEBİYAT Yorum Yap

Barış Uygur’dan: Süreyya Sami Polisiyesi

Süreyya Sami, eski polis. Görev süresini doldurunca ayrılmış teşkilattan, polisliğin kesinlikle kendisine göre olmadığını düşünüyor, hayatını kazanmak için boya-badana yapıyor. Ancak eski meslek hastalığı belki de, onu bırakmıyor, bir yandan da dedektifçilik oynuyor kendisi. Bildiğimiz takip büroları gibi değil ama. Aslında Süreyya Sami bildiğimiz insanlar gibi de değil, teknolojiden tamamen uzak bir yaşam sürüyor. Sherlock Holmes’ün bile cep telefonu taşıdığı dönemde, cep telefonu yok, bilgisayar hakkında hiçbir bilgisi yok.

Süreyya Sami ile ilk tanıştığımız kitap Feriköy Mezarlığı’nda RandevuGörsel

Feriköy Mezarlığı’nda Randevu, Deniz Cengiz adlı güzel kadının ortadan kaybolması sonucu, spor yazarı kocasının Süreyya Sami’den yardım istemesiyle başlıyor. 2002 yılında geçen olayda, Türkiye – Senegal maçı sırasında alışverişe çıkan kadın, bir anda ortadan kayboluveriyor. Süreyya Sami’nin kadının peşine düşmesi ile olaylar gelişiyor.

“”Annem yıllar önce bana ‘Bir kadın aranmak istemiyorsa, onu asla arama. Bazı kadınlar, sen onları ara diye aranmak istemiyormuş gibi yapabilir. Onları da arama. Aranmak isteyen bir kadını da arama, bırak o seni bulsun,’ demişti. Annemin bütün öğütlerine uysaydım zaten şimdi bambaşka yerlerde olmam gerekirdi.

Ama bu öğüdüne uymanın pratikte mümkün olup olmadığını bilmiyorum. Aslında basit görünüyordu: ‘Asla kadınları arama.’ Doğrusunu isterseniz arayacak pek kadın tanıdığım da söylenemez. Onları da aramayarak kaybetmek çok mantıklı gelmiyor. Şimdi tek yaptığım şey bir kadını, üstelik tanımadığım bir kadını aramak. Üzgünüm anne.”

Güzel ve kirli İstanbul, uyumayan şehir, lanet şehir! Caddelere sıralanmış adalar, balkonlara serilmiş, vitrinlere istiflenmiş hayatlar. Alışılmış ıstıraplar, canhıraş ve beklenmedik çığlıklar, siren sesleri, Marmara Denizi. Herhangi bir yerden herhangi bir yere giden yolcular ve güzeller güzeli kayıp bir kadın. “Bulabilir misiniz?”2002 yazı, Dünya Kupası, Kemal Derviş, İsmail Cem, şu, bu… Borsa inip çıkıyor; CMUK zuhur etmiş, Ece Ayhan ölmüş. Nerde bu kadın?

Süreyya Sami, beyhude zaman usancıyla televizyonu zaplarken, sağa sola bakınırken, iş işte, o kadının peşine düşüyor. Yanında yıkık dökük senelerle dolaşan, cehalet ambarlarında gezinirken hiç susmayan sinik bir adamla tanışıyoruz. Teşkilattan ayrılmış, kendiyle konuşmaktan yorulmuş, uzun cümleler kuramayan bir adamın polisiye defteri açılıyor böylelikle.” (Kaynak: İletişim Yayınları.)

Kitabın ilk bölümünü okumak için: http://www.iletisim.com.tr/images/cust_files/120710113013.pdf

2. kitap Cehennem Çiftliğinden Kaçış.

Görsel

Bu kitapta ise Süreyya Sami 2009′da karşımıza çıkıyor. Uzun süren sessizliği bozan telefon şaşırtıcı bir şekilde, Süreyya Sami’ye “devrem” diye hitap eden Cemil’den geliyor. Cemil, Polis Akademisinden arkadaşı Süreyya Sami’nin. Uzun süredir kendisini aramayan Cemil’den böyle bir telefon alan kahramanımız şaşırıyor. Cemil yemek davetinde bulunuyor ve “çanak çömlek patladı.” diyor. Polis Akademisinde kullandıkları bu şifre üzerine durumun ciddiyetini fark eden Süreyya Sami, eski arkadaşının ondan ne istediğini merak ediyor.

““Yapabilir misin?”

“Neyi yapabilir miyim Cemil?”

“Kızımı geri getirebilir misin? Onu bu orospu çocuklarının elinden kurtarabilir misin? Hiç kimse bunu yapabilecek durumda değil.

Hiç kimsenin maçası sıkmıyor, sıksa da resmi görev ellerini kollarını bağlıyor. Her dakika gözaltına alabilirler. Bu adamların izini sürmeye kalkanı mimliyorlar, iz sürdürmüyorlar. Tanıdığım insanlar arasında bunu yapabilecek tek kişi sensin. Süreyya, bunu yapabilir misin?”

AKP yeniden kazanmıştı, pek bir şey değişmemişti. Aynı göğe bakıyorduk işte. Trafik gene o trafik, hep aynı sakalet, hep aynı yaveler… Martılar Haliç kokuyor, Kürt bebeler Beyoğlu tramvayına asılıyordu, akşam vapuru hep kalabalıktı. Kimseye ne yapacağını söylemeden geliyordu gece. Süreyya Sami sırt ağrılarıyla uyanıyordu. Samsun yakıyordu üst üste. Göz ucuyla Türkiye Kupası finaline, Alex’e bakıyordu. Eski gazeteleri okuyordu. Parası yoktu. Bir şey arıyordu ama sanki hep eksile eksile arıyordu.

Bir gün devresi çıkageldi, yardım istiyordu. Sinematek’in barında elini tuttuğu kadını hatırladı. Bal rengi gözlü kız kayıptı. İçinde yıllar önce kurulmuş saatli bir bomba patladı.

Reis Efendi’den Zeynep’i geri almalıydı. Hangi cehennemdeydi o çiftlik? 38’lik Colt, dördüncü seriydi.

Süreyya Sami, başka bir serüvenle 2009 yılında…”(Kaynak: İletişim Yayınları)

Kitaptan bir bölüm okumak için: http://www.iletisim.com.tr/images/cust_files/121101145126.pdf

Son dönemlerde polisiye dendiğinde akla gelen, çok zeki, iyilik ve doğruluk abidesi karakterlerin aksine Süreyya Sami, daha bizden, daha kötü bir kahraman. Gerektiğinde rüşvet de alıyor, bundan da utanmıyor. Hiç kimse mükemmel değildir, Süreyya Sami de öyle. Barış Uygur 2 kitabında da bunu bize gayet iyi bir şekilde göstermiş. Ayrıca ilk kitabın 2002, ikinci kitabın ise 2009′da geçmesi ve Barış Uygur’un o dönemden ufak ufak bahsetmesi bizi bir noktada geçmişe götürüyor. Süreyya Sami Polisiyesi, sıradan polisiyelerden sıkılanlar için farklı bir soluk.

Yazarın yılların mizahçısı olması yüzünden olsa gerek, hafif bir mizah gölgesi de bulunmakta kitapta. Yazarın bazı yerlerde sözü gereksiz uzatması dışında eksiği olmayan bu seri, kesinlikle devam etmeyi ve okunmayı hak ediyor.

Puan: 7/10

Mehmet Erhan Üras.

Tarih Yazar Mehmet Erhan Üras in KİTAP, TÜRKÇE EDEBİYAT Yorum Yap
Önceki  1 2 ... 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35